Ailem Bir Çiçek
AİLEM BİR ÇİÇEK
Bir varmış, bir yokmuş, kimsenin bilmediği zamanlarda, develer
tellal, pireler berber iken güzel bir aile yaşarmış.
Bu ailenin Bilge adında bir ninesi, Mercan kız, Nardaniye
Hanım ve Kırkkız adında üç torunu varmış. Günlerden bir gün, Kırkkız yolda kaza
geçirmiş ve sakatlanmış. Ailesi ona çok üzülmüş. Her türlü doktoru çağırmışlar
ama hiçbir doktor çare bulamamış.
Doktorlar, “Bu yaraya deva, Karanlıklar Diyarı’ndaki
Tepegöz’ün gözyaşıdır.” demişler. Bunun üzerine aile, uzun bir yolculuğa
çıkmış.
İlk önce karşılarına Şahmeran
çıkmış. Çok korkmuşlar, fakat Şahmeran onlara yol göstermiş. Fareler
Diyarı’ndan bahsetmiş, onlar da oraya gitmişler.
Daha sonra karşılarına yedi başlı ejderha çıkmış. Tam onları yok edecekmiş ki Tuğba adındaki bir peri gelmiş ve
onları Karanlıklar Diyarı’na götürmüş. Orada Tepegöz’ü bulmuşlar. Tepegöz
devasa büyüklükteymiş; onlardan kat kat büyük!
“Onunla nasıl iletişim kuracağız?” diye düşünmüşler.
Sonra Bilge nine, Nardaniye Hanım’a verdiği Gülme tozunu Tepegöz’ün üstüne
serpiştirmiş. Tepegöz kahkahalarla gülmüş, gülmüş, gülmüş… Ama yine de bir
damla bile gözyaşı dökmemiş.
Bu kez, ak sakallı dedenin Mercan Kız’a verdiği Ağlama tozunu dökmüşler. Tozu yiyen
Tepegöz sinirlenmiş, bağırmış, kükremiş; fakat yine ağlamamış. Sonunda:
“En iyisi neden geldiğimizi anlatalım.” demişler.
Mercan konuşmaya başlamış. Kardeşinin nasıl kaza
geçirdiğini, ne kadar acı çektiğini, ailecek neler yaşadıklarını bir bir
anlatmış. Sonra Nardaniye Hanım söz almış:
“Ailemiz bir
çiçektir, ama asla solmayan bir çiçek!” demiş.
Tepegöz bu sözleri duyunca çok duygulanmış ve ağlamaya
başlamış. Gözyaşları o kadar çok akmış ki koca kazanlar dolmuş taşmış. Aile
hemen gözyaşlarını alıp evin yolunu tutmuş. Eve vardıklarında doktorlar
gözyaşını Kırkkız’a içirmiş ve o anda Kırkkız iyileşmiş!
O günden sonra onların dilinde bir söz kalmış:
“Aile bir çiçektir,
ama asla solmaz.”
Yorumlar
Yorum Gönder