Ailenin Renkleri
AİLENİN RENKLERİ
Bir varmış bir yokmuş… Kaf
Dağı’nın ardındaki küçük bir köyde, birbirinden çok farklı ama kalpleri bir o
kadar güzel dört kardeş yaşarmış.
Mira’nın gözleri
görmezmiş… Aras hiç duyamazmış… Lila zihinsel olarak diğerlerinden biraz daha gerideymiş…
Son kardeş Talu ise üstün zekâlıymış. Bu dört kardeş birbirinden farklı
olmalarına rağmen aileleri onları çok sever, birbirlerinden hiç ayırmazlarmış.
Günlerden bir gün,
köyün bilgesi aksakallı dede çocukları yanına çağırmış:
— Çocuklar, bana
ailenizin sizin için ne ifade ettiğini söyleyebilir misiniz? Cevaplarınıza göre
size küçük bir sürprizim olacak. Tulpar size mağaraya kadar eşlik edecek,
demiş.
Çocuklar çok
düşünmüşler ve sırayla konuşmaya başlamışlar.
Lila: “Aile
çiçek gibidir.”
Mira: “Aile
fener gibidir.”
Aras: “Aile
yapboz gibidir.”
Talu: “Aile
ağaç gibidir.”
Bunun üzerine efsanevi
kanatlı at Tulpar onları
mağaraya götürmüş. Mağaraya girdiklerinde sihirli bir şey olmuş: Çocukların
sözleri birer birer gerçek olmuş.
Rengârenk çiçekler Lila’yı
sevgiyle sarmış. Mira’nın önünde parlayan ışıklar yolunu aydınlatmış. Aras’ın
çevresinde yapboz parçaları uçuşup bir araya gelmiş. Talu’nun ağacı ise büyüyüp
herkesi koruyan kocaman bir gölgeye dönüşmüş. Tıpkı onların aileleri gibi… Birbirlerini
tamamlayan, saran, yol gösteren ve koruyan bir aile… Böylece dört kardeş,
ailelerin insanı nasıl tamamladığını, onların ne kadar değerli olduğunu yeniden
anlamış. Her biri sevinçle ailesine kavuşmuş.
Ve o günden sonra ülkede
herkes şunu bilmiş:
Aile bazen bir çiçek,
bazen bir ışık, bazen bir yapboz, bazen de gölgesiyle koruyan bir ağaçtır.
Hatice Nehir KOÇ
Proje 1
Yorumlar
Yorum Gönder