Keloğlan ve Çocuk
KELOĞLAN VE ÇOCUK
Bir varmış, bir yokmuş, Keloğlan ve annesi Kaf Dağı’nda çok
huzurlu bir hayat sürüyorlarmış.
Keloğlan, keçileri Kaf Dağı’nda otlatmaya çıkarmış. Aradan
saatler geçmiş, keçiler doymak bilmiyormuş ve Keloğlan’ın uykusu gelmiş.
Keloğlan, bir ağacın dibine yatmış, gökyüzüne bakarken çok uykusu olduğundan
dolayı gözleri kapanmış.
Keloğlan uyurken, kulakları duymayan bir çocuk, bir keçiyi
alıp gitmiş ve keçi ise o sırada tüm gücüyle bağırıyormuş. Keçinin sesine
uyanan Keloğlan, hemen keçileri ahıra bırakıp, diğer keçinin sesinin geldiği
yöne doğru koşmaya başlamış.
Keloğlan az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş ses
yaklaşmış Keloğlan süt sağma sesleri duymuş. Hemen duyduğu yöne doğru koşmuş.
Keçiden süt sağan çocuğu görünce ona sormuş:
-Neden benim keçimi alıp süt sağmaya başladın?
Çocuk ise şöyle cevap vermiş:
-Ne diyorsun, anlamadım, çünkü ben duyamıyorum.
Keloğlan çok zeki ve bilgiliymiş. Çocuğun duyamadığını ve
işaret diliyle anlaşmaya çalıştığını fark etmiş, kovayı keçinin sütüyle
doldurup çocuğa vermiş. Çocuk sevinçle süt içerken, Keloğlan keçiyi ahıra
bırakıp evden kalem ve birkaç kâğıt almış.
Tam çocuk giderken, Keloğlan ona oturmasını işaret etmiş.
Çocuk oturmuş ve Keloğlan kâğıda nerede yaşadığını ve ailesinin kim olduğunu
yazmış. Çocuk ise, evinin olmadığını, bir mağarada yaşadığını ve ailesinin
birkaç yıl önce vefat ettiğini söylemiş. Keloğlan, kağıdın arkasına Beni takip et yazmış.
Keloğlan, çocukla birlikte eve gelmiş ve annesine olayı
anlatıp:
-O bizde kalabilir mi?” diye sormuş.
Annesi de bunu kabul etmiş. Bir gece, herkes uyurken
Keloğlan yıldızları izliyormuş. Birdenbire karşısına ak sakallı bir dede çıkmış
ve Yaptığın iyilikler için, benden ne
dilersen dile, demiş. Keloğlan ise:
O çocuğun artık duymasını istiyorum, demiş. dede bu dileği
yerine getirmiş. Sabah olduğunda Keloğlan, çocuğun yanına gitmiş ve ona bir
şeyler söylemiş. Çocuk artık duyabiliyormuş ve ikisi de çok mutlu olmuşlar,
Sevinçten havalara uçmuşlar. Annesi de çok mutlu olmuş ve
Keloğlan, çocuğa sormuş: “Senin adın ne?” Çocuk ise, “Benim adım Hüseyin,”
demiş. Ayrıca çocuk, şunu da eklemeyi unutmamış:
-Aile çiçek gibidir, çünkü güzel kokar, sizin eviniz bana
gerçek bir yuvanın nasıl göründüğünü, nasıl koktuğunu öğretti, teşekkür ederim.
Keloğlan ve anası Hüseyin ile beraber huzurlu bir hayat
sürmeye başlamış. Gökyüzünden üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene ve
biri de masaldaki kahramanların başına düşmüş.
Yorumlar
Yorum Gönder