Üç Kardeş


 

ÜÇ KARDEŞ

    Bir varmış, bir yokmuş…

   Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler berber, develer tellal iken; annem beşiği tıngır mıngır sallarken, babam beşikten düşmesin mi? Biz de bir masala başlayalım mı?

  Buralardan çoook uzak bir ülkede mutlu bir aile yaşarmış. Bu ailenin üç çocuğu varmış ve bu çocuklar sık sık kavga ederlermiş. Kardeşlerden birinin adı Melek, diğerinin adı Semiha imiş. Semiha çok zekiymiş. Onlara Tarık adında bir kardeş daha eşlik edermiş. Tarık güzelliği ve yüzmeyi seven, neşeli bir çocukmuş ama kardeşleriyle sık sık kavga edermiş. Aslında Tarık kavga etmeyi sevmezmiş, zekâsıyla onları sakinleştirmeye çalışırmış.

    Bir gün Semiha:

    “Git ya, bıraktım seni, gıcık edelim Melek’i!” demiş.

    Melek ise:

    “Güzellik kimin için? Kimseyi rahatsız etmeye hakkımız yok.” diye cevap vermiş.

    Kardeşlerin babası, Padişah Yıldızhan’mış. Babaları bir gün uzak diyarlara gitmiş üstünden günler, aylar geçmesine rağmen hiç geri dönmemiş.

    Çocuklar, bahçede oynarken istemeden büyüklerin konuşmalarını işitmişler ve babalarının Tepegöz ile savaşmaya gittiğini anlamışlar.

    Bunun üzerine üç kardeş, kendi bulutlarına binerek yola çıkmış. Semiha’nın bulutunun adı Sevinmiş, Melek’inkinin adı Gülizar, Tarık’ınkinin adı ise Bilgin’miş. Yolda, üç kardeş Ak Sakallı Dede’ye gitmek istemiş, ancak sadece Tarık gitmiş.

    Ak Sakallı Dede ona:

    “Rüzgâra git.” demiş.

    Biz gelelim hikâyenin Tepegöz tarafına…

    Tepegöz, annesi kötü bir cadı kraliçe olan tek gözlü bir devmiş, cadı kraliçe olanları duyunca kardeşlerin yolunu kesmeye çalışmış.

    Tarık, Dede’nin verdiği güçlü bir hayvanla seyahat etmiş. Yolda dev bir ejderhayla karşılaşmış ve onunla dövüşmüş. Çok iyi kılıç kullanan Tarık, ejderhayı yenmeyi başarmış. Fakat daha sonra yedi başlı ejderhayla karşılaşmış. Korkmasına rağmen onunla da dövüşmüş ve galip gelmiş.

    Bütün bu olanlardan sonra Cadı, Tarık’ı durdurmak için rüzgârın yönünü değiştirmiş. Tarık bunu anlamış ve cadının bulutların üstüne çıkamadığını fark etmiş. Bunun üzerine Tulpar adlı kanatlı atın yardımıyla bulutların üzerine çıkmış ve yoluna devam etmiş.

    Orada babasının ordusunun Tepegöz’le savaştığını görmüş. Tarık üzerine bindiği Tulparı ile birlikte babasına yardıma etmeye gitmiş. Omuz omuza kötülerle savaşmışlar. Bir türlü birbirlerine galip gelemiyorlarmış. Sonra bir bülbül sesi gelmiş kulaklarına ikisinin de içi huzur dolmuş, sesin geldiği yöne baktıklarında Zümrüdü Anka kuşunun üstünde kardeşlerini görmüş, bütün aile birlik olup Tepegöz ve annesini yenmişler. Yaptıkları kötülüklerin bedeli olarak onlara gereken cezayı vermişler.

    O günden sonra herkes çok mutlu olmuş. Gökten üç elma düşmüş:

    Birincisi okuyana, ikincisi dinleyene, üçüncüsü de ailesini sevenlere ve evinde görmek isteyenlere.


                             Yazan                                                         Seslendiren
                    Tarık Asaf Akgün                                              Demet Akgün
                            Destek 3                                                           Veli

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gürgün'ün Yanlışı

Aile Çivisi

Güçlü Bir Duvar