Üç Kilit

 



ÜÇ KİLİT

    Bir varmış, bir yokmuş... Aslında yakın zamanda, bizim köyün hemen yanında süper yaşlı ama aşırı bilgili bir dede varmış. Ona Bilge Nine diyorlardı, hem baba hem nine gibiydi yani. Onun çok acayip öğrencileri vardı.

    Bizim Emre, derslerde falan acayip hızlı. Bildiğin BİLSEM öğrencisi zaten. Bir formülü yazmaya başlamadan sonucu biliyor, tam bir üstün yetenekli kafa! Ama işte, biraz fazla mantıkçı.

    Sonra Derya vardı. Derya’nın gözleri görmüyor. Ama kanka, o kadar iyi duyuyor ve hissediyor ki! Bazen diyorum, 'Keşke benim de öyle süper gücüm olsa!' Dünyayı kalbiyle görüyor resmen.

    En son da Ali. Ali, biraz yavaş anlıyor, yani Öğrenme Güçlüğü var. Ama asla kötü niyetli değil, tam bir ponçik. Mesela, biz sinirlenirken o gülüyor. Çok iyi kalpli ve kimseyi kırmıyor.

    Bir gün, köyün en önemli şeyi olan Hayat Çeşmesi kurudu. Felaket! Bilge Nine geldi, "Ey gençler! Lanet, Köroğlu’nun Yurdu’ndaki Üç Sihirli Kilit'te saklı. Üçünüz birleşirseniz açarsınız," dedi. Bizi, uçan atımız Tulpar'ın sırtına bindirdi. (Tulpar, havalı bir at, ama sadece iyi insanları taşıyor.)

   Birinci Kilit (Mantık Kilidi): Köroğlu’nun yurduna geldik. İlk kilit, Emre’nin uzmanlık alanıydı: Çözülmez bir matematik şifresi. Emre hemen atıldı: "Kanka, bu bizim BİLSEM’de öğrendiğimiz dizilim! Hop, bitti gitti!" Gerçekten de, üstün zekasıyla hemen çözdü ve ilk kapıyı açtık.

    İkinci Kilit (Yalan Kiliti): Sonra aşırı karanlık bir yere girdik. Orada sürekli "Yanlış yoldasın!", "Emre bizi kandırıyor!" gibi fısıltılar duyuluyordu. Biz korkudan donduk. Ama Derya sakin kaldı.

   "Durun!" dedi Derya. "Bu sesler sahte. Benim gözlerim görmediği için, diğer insanlar gibi görüntülere ve seslere hemen inanmıyorum. Yalanları koklayabiliyorum! Gelin, benim bastonumun hissettiği toprak titreşimine güvenin!" Derya’nın hisleri, o an bizim en süper gücümüz oldu. Bizi o yalancı labirentten çıkardı.

    Üçüncü Kilit (Sevgi Kilidi): Sonunda, son kilit karşımızdaydı. Köroğlu'nun kendisi çıktı karşımıza, bildiğin koca bir heykel gibiydi! Dedi ki: "Kilidi açacak tek şey, Ailenizin Gözünde Sizin Kim Olduğunuz!"

    Emre hemen atladı, "Ben, ailemin gurur kaynağıyım, her şeyi çözen çocuğuyum!"

    Köroğlu gülümsedi, "Bu, senin başarın. Ben, seni koşulsuz seven kalbin sözünü istiyorum."

    Emre sustu. Sonra, bizim ponçik Ali yavaşça öne çıktı. Öğrenme Güçlüğü olan Ali’nin sesi titriyordu:

    "Ben... Ben dersleri geç anlıyorum. Ama annemle babam asla bana kızmadı. Annem hep, 'Ali'm, sen dünyanın en temiz kalplisisin, sen bizim huzurumuzsun,' der. Benim ailem, beni hiçbir başarıya bakmadan seviyor. Ben, ailemin gözünde, sadece sevilmesi gereken çocuğuyum."

    Ali’nin o saf ve dürüst sözleri, kilidi CAVAAART diye açtı!

   Sandıktan çıkan ışık, bizim Üçlü Ekip'i aydınlattı: Emre'nin Zekası, Derya'nın Sezgisi ve Ali'nin Kalbi. Işığı Hayat Çeşmesi'ne koyduk, su geri geldi!

    O gün anladık ki, Emre ne kadar zeki olursa olsun, Derya'nın kalbi ve Ali'nin saflığı olmadan o kilit açılmazdı.

    Farklı olmak, eksiğimiz değil, bizim süper gücümüzdü!


                                    Yazan                                                    Seslendiren
                            Hatice Zehra Gül                                           Tuğba Çapar
                                      BYF-2                                         Destek Grubu Öğretmeni

 

    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gürgün'ün Yanlışı

Aile Çivisi

Güçlü Bir Duvar